Boşanma Aşamasındaki Evlilik Nasıl Kurtarılır? – Bursa Çift Terapisi

“Artık bu evliliğin düzeleceğine inanmıyorum.”

“Birbirimizi seviyoruz ama birlikte yaşayamıyoruz.”

“Boşanma kararı aldık fakat içimizden bir taraf hâlâ vazgeçmek istemiyor.”

“Çocuklarımız için mi devam etmeliyiz, yoksa artık bitirmeli miyiz?”

Çift terapilerinde en zor cümlelerden bazıları bunlardır.

Çünkü boşanma aşamasına gelmiş bir evlilikte çoğu zaman yalnızca bir tartışmayı çözmeye çalışmayız. Yıllar içinde birikmiş kırgınlıkları, hayal kırıklıklarını, söylenmemiş sözleri, güven kaybını, öfkeyi, yalnızlığı ve bazen de “artık beni anlamıyor” duygusunu ele alırız.

Fakat burada çok önemli bir noktayı bilmek gerekir:

Boşanma aşamasına gelmiş olmak, her zaman ilişkinin kesin olarak bittiği anlamına gelmez.

Bazı evliliklerde boşanma kararı, aslında ilişkinin uzun süredir taşıdığı yükün artık görünür hâle gelmesidir. Çiftler birbirlerinden vazgeçtiklerini düşünürken, aslında yıllardır birbirlerine ulaşmaya çalışıyor ancak bunu öfke, suçlama, sessizlik veya geri çekilme üzerinden yapıyor olabilirler.

İşte tam da bu nedenle, “Evliliğimizi kurtarabilir miyiz?” sorusunun cevabı yalnızca “Evet” veya “Hayır” değildir.

Asıl soru şudur:

Bu ilişkinin içinde hâlâ yeniden kurulabilecek bir bağ var mı?

Boşanma aşamasındaki bir evlilik gerçekten kurtarılabilir mi?

Bazen evet.

Ancak bunu bir terapist olarak “Kesinlikle evliliğinizi kurtarabilirsiniz.” şeklinde söylemek doğru değildir.

Çünkü her ilişkinin dinamiği farklıdır.

Bazı çiftler terapi sürecinde birbirlerini yeniden keşfeder, iletişim biçimlerini değiştirir ve ilişkilerine yeni bir alan açabilir. Bazı çiftler ise terapi sayesinde evliliklerini sürdürmekten ziyade, ilişkilerinin neden bu noktaya geldiğini anlayarak daha sağlıklı bir karar verebilir.

Burada terapiyi yalnızca “boşanmayı engelleme yöntemi” olarak görmek önemli bir yanılgıdır.

Çift terapisinin amacı iki kişiyi ne pahasına olursa olsun evli tutmak değildir.

Amaç, iki insanın ilişkilerine daha sağlıklı, daha bilinçli ve daha gerçekçi bir yerden bakabilmesine yardımcı olmaktır.

Eğer ilişkinizde hâlâ karşılıklı bir istek, merak, bağ veya yeniden deneme ihtimali varsa, bu ihtimalin üzerine birlikte çalışılabilir.

Bu nedenle boşanma aşamasındaysanız, “Artık çok geç.” demeden önce profesyonel destek almanızı özellikle öneririm.

Çünkü çoğu çift terapiye geldiğinde sorunlarının yalnızca son birkaç ayda yaşanan tartışmalardan ibaret olduğunu düşünür. Oysa ilişkinin bugünkü hâli, çoğu zaman çok daha uzun bir hikâyenin sonucudur.

Bazen sorun kavga değildir

Çiftler bana zaman zaman şöyle anlatır:

“Biz sürekli kavga ediyoruz.”

Fakat terapi odasında biraz daha derine indiğimizde, kavganın altında bambaşka ihtiyaçların olduğunu görebiliriz.

Bir eş “Sen benimle hiç ilgilenmiyorsun.” derken aslında “Senin için hâlâ önemli olduğumu hissetmek istiyorum.” diyor olabilir.

Diğer eş “Ne yapsam seni memnun edemiyorum.” derken aslında “Çabalarımın görülmesini istiyorum.” demeye çalışıyor olabilir.

Bir taraf sürekli konuşuyor, diğer taraf susuyor olabilir.

Bir taraf daha fazla yakınlık ararken diğer taraf geri çekiliyor olabilir.

Sonra bu döngü tekrar tekrar yaşanır.

Biri yaklaştıkça diğeri uzaklaşır.

Diğeri uzaklaştıkça birincisi daha fazla üzerine gider.

Ve bir süre sonra çiftler birbirlerinin karşısında değil, aynı döngünün içinde savaşmaya başlar.

Bu noktada “Kim haklı?” sorusu çoğu zaman ilişkiye yardımcı olmaz.

Daha önemli soru şudur:

“Bizim aramızda ne oluyor?”

Çift terapisinde üzerinde çalıştığımız önemli alanlardan biri de budur.

“Eşim değişirse evliliğimiz düzelir” düşüncesi

Boşanma aşamasındaki çiftlerde çok sık karşılaştığımız düşüncelerden biri şudur:

“Ben değişmeye hazırım ama önce o değişsin.”

Bu cümleyi anlamak zor değildir.

Çünkü incinmiş bir insan, önce karşı tarafın sorumluluk almasını bekleyebilir.

Fakat ilişkinin iyileşmesi açısından yalnızca eşimizin değişmesini beklemek çoğu zaman bizi çıkmaza sokar.

Terapi sürecinde kişinin öncelikle kendi ilişki içindeki davranışlarını, ihtiyaçlarını, sınırlarını ve duygusal tepkilerini fark etmesi önemlidir.

Bu, “Her şey senin suçun.” demek değildir.

Tam tersine:

Kendi payını görebilmek, ilişkinin kontrol edebildiğimiz kısmını yeniden ele almaktır.

Bazen küçük bir iletişim değişikliği bile uzun süredir devam eden bir döngüyü değiştirebilir.

Fakat bunu yalnızca internetten okunan birkaç öneriyle yapmak her zaman kolay değildir.

Çünkü her evliliğin arka planı farklıdır.

Bu nedenle boşanma aşamasındaki bir evlilikte, özellikle uzun süredir devam eden çatışmalar varsa, çift terapisi sürecinden profesyonel destek almak çok kıymetlidir.

Eşiniz sizinle terapiye gelmek istemiyorsa ne yapabilirsiniz?

Bu da çok sık karşılaştığımız bir durumdur.

Bir eş terapiye hazırdır.

Diğeri ise:

“Bizim sorunumuzu kimse çözemez.”

“Ben psikoloğa gitmek istemiyorum.”

“Sen istiyorsan sen git.”

diyebilir.

Bu durumda diğer eşin terapiye gelmesini zorlamak genellikle faydalı değildir.

Bazen kişi öncelikle bireysel olarak terapiye başlayabilir.

Çünkü ilişkinin tamamını değiştiremiyor olsak bile, kendi ilişki kurma biçimimizi değiştirebiliriz.

Kendi duygularınızı daha iyi anlamanız, çatışma sırasında verdiğiniz tepkileri fark etmeniz ve ilişkinizde tekrar eden döngüyü görmeniz, zaman içerisinde ilişkinin dinamiğini de etkileyebilir.

Bu nedenle eşiniz şu anda terapiye gelmek istemiyorsa bile, “O gelmiyorsa benim yapabileceğim hiçbir şey yok.” diye düşünmeyin.

Bir uzmanla görüşmek ve yaşadığınız süreci profesyonel bir gözle değerlendirmek sizin için önemli bir başlangıç olabilir.

Boşanma kararından önce kendinize şu soruları sorun

Bunlar bir “evliliği kurtarma testi” değildir.

Ancak kendinizi ve ilişkinizi düşünmek için faydalı olabilir:

Eşimden gerçekten vazgeçtim mi, yoksa yaşadığım acının bitmesini mi istiyorum?

Onu artık sevmiyor muyum, yoksa onunla yaşadığım ilişki biçimine mi dayanamıyorum?

Eşim beni gerçekten anlamıyor mu, yoksa ben kendimi ona anlatmanın bir yolunu bulamıyor muyum?

İlişkimizde hâlâ güveni yeniden inşa etme ihtimali var mı?

İkimiz de değişmeye ve sorumluluk almaya hazır mıyız?

Boşanmak istememin altında yalnızca öfke mi var, yoksa uzun süredir değişmeyen temel sorunlar mı bulunuyor?

Bu soruların cevapları bazen kolay değildir.

Hatta bazı cevaplarla yüzleşmek oldukça acı verici olabilir.

Fakat terapi sürecinin kıymeti tam da burada ortaya çıkar.

Çünkü bazen insanın ihtiyacı “Evliliğimi nasıl kurtarırım?” sorusunun cevabından önce, “Ben bu evlilikte ne yaşadım ve şu anda neye ihtiyacım var?” sorusunun cevabını bulmaktır.

Güven kırıldıysa evlilik yeniden kurulabilir mi?

Güven kaybı, bir ilişkinin en ağır sınavlarından biridir.

Özellikle aldatma, yalanlar, gizlenen davranışlar veya uzun süreli duygusal uzaklık söz konusu olduğunda çiftler “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.” diye düşünebilir.

Gerçekten de olmayabilir.

Ama bu her zaman ilişkinin yeniden kurulamayacağı anlamına gelmez.

Bazen amaç eski ilişkiye geri dönmek değildir.

Daha sağlıklı yeni bir ilişki kurabilmektir.

Bunun için güvenin yeniden inşa edilmesi gerekir.

Güven ise yalnızca “Bir daha yapmayacağım.” demekle oluşmaz.

Tutarlılık, şeffaflık, sorumluluk, duygusal güvenlik ve zaman gerekir.

Bu süreçte çiftlerin profesyonel destek alması, özellikle yoğun kırgınlık ve öfke varsa, sürecin daha sağlıklı ilerlemesine yardımcı olabilir.

“Çocuklarımız için evliliğimizi sürdürmeli miyiz?”

Boşanma aşamasındaki çiftlerin en çok zorlandığı konulardan biri de çocuklardır.

“Çocuğumuz için evliliğimizi kurtarmalı mıyız?”

sorusu son derece anlaşılırdır.

Fakat burada yalnızca “Aynı evde yaşamak” ile “sağlıklı bir aile ortamı oluşturmak” arasındaki farkı görmek gerekir.

Çocuklar yalnızca anne ve babalarının birlikte olup olmadığını değil, evin içindeki duygusal atmosferi de deneyimler.

Sürekli çatışma, küçümseme, tehdit, sessizlik, korku veya gerginlik de çocuk üzerinde etkili olabilir.

Bu nedenle mesele yalnızca “Boşanalım mı, evli kalalım mı?” değildir.

Asıl mesele:

Çocuğumuz için nasıl bir ilişki ve aile ortamı oluşturuyoruz?

Bu sorunun cevabını bulmak için de profesyonel destek almak son derece değerlidir.

Evliliğinizi kurtarmak için bugün ne yapabilirsiniz?

Bazen büyük kararlar vermeden önce küçük bir değişiklik yapmak gerekir.

Örneğin bugün eşinizle konuşurken onu ikna etmeye çalışmak yerine gerçekten dinlemeyi deneyebilirsiniz.

“Sen zaten hep böylesin.” demek yerine:

“Bunu yaşadığımda kendimi yalnız hissediyorum.” diyebilirsiniz.

Tartışma yükseldiğinde konuşmayı kazanmak yerine konuşmaya ara verebilirsiniz.

Eşiniz konuşurken cevabınızı hazırlamak yerine ne anlatmaya çalıştığını anlamaya çalışabilirsiniz.

Ve belki de en önemlisi:

“Bizim sorunumuz ne?” yerine “Biz bu sorunun içinde nasıl bir döngüye giriyoruz?” diye bakabilirsiniz.

Bunlar evliliği bir gecede düzeltmez.

Ama bazen iyileşmenin başlangıcı, ilişkinin dilini değiştirmekle mümkün olur.

Her şeyi tek başınıza çözmek zorunda değilsiniz

Boşanma aşamasındaki bir evlilikte insan kendisini çok yalnız hissedebilir.

Aileler devreye girebilir.

Arkadaşlar fikir verebilir.

Herkes kendi deneyiminden yola çıkarak bir şeyler söyleyebilir:

“Boşan gitsin.”

“Çocuk için devam et.”

“Biraz sabret.”

“Erkekler böyledir.”

“Kadınlar böyledir.”

“Onu affet.”

“Kesinlikle affetme.”

Fakat sizin evliliğiniz, başka insanların evliliklerinden farklıdır.

Bu nedenle hayatınızın en önemli kararlarından birini yalnızca çevrenizden duyduğunuz önerilerle vermek yerine, ilişkinizi profesyonel bir bakış açısıyla değerlendirmek çok daha sağlıklı olabilir.

Eğer boşanma aşamasındaysanız ve içinizde hâlâ “Acaba bu evlilik kurtulabilir mi?” sorusu varsa, bu soruyu görmezden gelmeyin.

Bir çift terapistiyle görüşmek için mutlaka her şeyin düzelmesini beklemeniz gerekmez.

Tam tersine, çoğu zaman profesyonel destek için en doğru zaman, “Artık birbirimizi kaybediyoruz.” dediğiniz zamandır.

Bazen umut, her şeyin düzeleceğine inanmak değildir

Umut, her şeyin eskisi gibi olacağına inanmak değildir.

Bazen umut;

“Birbirimizi yeniden anlayabilir miyiz?”

sorusunu sorabilmektir.

Bazen umut, yıllardır söylenemeyen bir cümleyi ilk kez söyleyebilmektir.

Bazen özür dilemek, bazen sınır koymak, bazen dinlemek, bazen de kendi payını kabul etmektir.

Ve bazen umut, “Bizim için artık çok geç.” dediğiniz yerde bir uzmandan yardım istemektir.

Eğer evliliğiniz boşanma aşamasına geldiyse, bunu tek başınıza taşımak zorunda değilsiniz.

Yaşadığınız sorun ne kadar karmaşık görünürse görünsün, önce ilişkinizin dinamiklerini anlamak gerekir.

Boşanma kararınızı vermeden önce çift terapisi desteği almak, ilişkinizi daha sağlıklı bir zeminde değerlendirebilmeniz için önemli bir fırsat olabilir.

Bursa’da çift terapisi konusunda profesyonel destek almak ve yaşadığınız süreci birlikte değerlendirmek için Melis Turgut Çapraz ile iletişime geçebilirsiniz.

Bazen bir ilişkinin kurtulması için gereken ilk adım, birbirinizi daha fazla suçlamak değil, birbirinizi yeniden anlamaya çalışmaktır.

Ve belki de bugün hâlâ yapabileceğiniz bir şey vardır.

“Artık çok geç.” demeden önce yardım istemek.

Bursa Çift Terapisi İçin İletişime Geçin

Evliliğinizde ciddi iletişim problemleri yaşıyor, boşanma aşamasında bulunuyor veya ilişkinizin geleceği konusunda karar vermekte zorlanıyorsanız profesyonel destek alabilirsiniz.

Melis Turgut Çapraz Bursa Çift Terapisi üzerinden iletişim bilgilerine ulaşabilir ve randevu talebinde bulunabilirsiniz.

Unutmayın:

Yardım istemek evliliğinizin başarısız olduğunu göstermez. Bazen yardım istemek, ilişkinize verebileceğiniz son değil, en önemli şanslardan biridir.

About the Author

You may also like these